Türkiye’de Doğurganlık Hızı 1,42’ye Geriledi

Türkiye’de toplam doğurganlık hızı 2025’te 1,42 çocuğa geriledi. 59 ilde oran 1,50’nin altında kalırken nüfus artış hızı binde 5 oldu. Türkiye’de Doğurganlık Hızı 1,42’ye Geriledi Türkiye’de toplam doğurganlık hızı, 2025 yılında 1,42 çocuğa gerileyerek Cumhuriyet tarihinin kayda geçen en düşük seviyesine indi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen Nüfus...

Cevat GÖKSOY
Cevat GÖKSOY tarafından
12 Ağustos 2026 yayınlandı / 12 Ağustos 2026 03:04 güncellendi
5 dk 44 sn 5 dk 44 sn okuma süresi
Türkiye’de Doğurganlık Hızı 1,42’ye Geriledi
0 Yorum

Türkiye’de toplam doğurganlık hızı 2025’te 1,42 çocuğa geriledi. 59 ilde oran 1,50’nin altında kalırken nüfus artış hızı binde 5 oldu.

Türkiye’de Doğurganlık Hızı 1,42’ye Geriledi

Türkiye’de toplam doğurganlık hızı, 2025 yılında 1,42 çocuğa gerileyerek Cumhuriyet tarihinin kayda geçen en düşük seviyesine indi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen Nüfus Politikaları Kurulu toplantısında Türkiye’nin güncel nüfus verilerini açıkladı. Yılmaz, doğurganlık oranındaki düşüşün yalnızca belirli bölgelerle sınırlı kalmadığını, ülke genelinde yaygınlaştığını söyledi.

Türkiye’nin nüfusu 86 milyon 92 bine ulaştı

Türkiye’nin nüfusu 2025 sonu itibarıyla 86 milyon 92 bin 168 kişi olarak kayıtlara geçti.

Yıllık nüfus artış hızı, 2024 yılında binde 3,4 seviyesindeyken 2025’te binde 5’e yükseldi. Nüfus artışındaki bu yükselişe rağmen toplam doğurganlık hızının gerilemeye devam etmesi dikkat çekti.

Toplam doğurganlık hızı, bir kadının doğurgan olduğu dönem boyunca mevcut yaşa özel doğurganlık hızlarının geçerli olması durumunda dünyaya getirebileceği ortalama çocuk sayısını ifade ediyor.

Türkiye doğurganlık hızı 2025 yılında 1,42 çocuk olarak hesaplandı. Bu değer, nüfusun uzun vadede kendisini yenileyebilmesi için gerekli kabul edilen 2,1 seviyesinin belirgin biçimde altında bulunuyor.

Doğurganlık hızı 59 ilde 1,50’nin altında

Cevdet Yılmaz, doğurganlık hızının 1,50’nin altında kaldığı il sayısının hızla arttığını açıkladı.

2017 yılında yalnızca 4 ilde 1,50’nin altında kalan oran, 2025 yılında 59 ile ulaştı. Böylece düşük doğurganlığın yalnızca büyükşehirlerde görülen bir durum olmaktan çıkarak Türkiye geneline yayıldığı ortaya çıktı.

Doğurganlık hızının 3 çocuk ve üzerinde olduğu tek il Şanlıurfa oldu. Türkiye’nin 76 ilinde ise toplam doğurganlık hızı 2,1 çocuğun altında kaldı.

Veriler, Türkiye’de hane yapısının ve çocuk sahibi olma eğilimlerinin son yıllarda önemli ölçüde değiştiğine işaret ediyor.

Türkiye’de doğurganlık hızı neden düşüyor?

Doğurganlık hızındaki düşüşün tek bir nedene bağlanamayacağı belirtiliyor. Ekonomik koşullar, konut giderleri, çocuk bakım maliyetleri, eğitim harcamaları ve çalışma hayatındaki yoğunluk çocuk sahibi olma kararlarını etkileyen başlıca unsurlar arasında gösteriliyor.

Evlilik yaşının yükselmesi ve ilk çocuğun daha ileri yaşlarda dünyaya gelmesi de doğurganlık oranlarının düşmesinde etkili olabiliyor.

Özellikle büyükşehirlerde kira, ulaşım ve bakım giderlerinin artması, ailelerin ikinci veya üçüncü çocuk kararını ertelemesine neden olabiliyor. Çocuk bakım hizmetlerine erişimde yaşanan güçlükler de ebeveynlerin çalışma hayatı ile aile sorumlulukları arasında denge kurmasını zorlaştırıyor.

Cevdet Yılmaz, yalnızca nakit desteklerinin doğurganlık oranını kalıcı olarak yükseltmek için yeterli olmadığını söyledi. Aile kurma ve çocuk sahibi olma kararının ekonomi, konut, çalışma hayatı, eğitim, sağlık ve kültürel koşullardan birlikte etkilendiğini belirtti.

Çocuk nüfusunun oranı gerileyebilir

Türkiye’de çocuk nüfusun toplam nüfus içindeki oranı yüzde 24,8 seviyesinde bulunuyor.

TÜİK çalışmalarına göre mevcut düşüş eğiliminin devam etmesi durumunda çocuk nüfus oranının 2100 yılında yüzde 9,9’a kadar gerileyebileceği öngörülüyor.

Doğurganlık oranındaki uzun süreli düşüş, yalnızca toplam nüfus büyüklüğünü etkilemiyor. Çalışma çağındaki nüfusun azalması, yaşlı nüfus oranının yükselmesi ve sosyal güvenlik sistemi üzerindeki yükün artması gibi sonuçlar da ortaya çıkabiliyor.

Türkiye’de ortanca yaş 34,9’a yükselirken yaşlı nüfus oranının yüzde 10 ve üzerinde olduğu il sayısı 62’ye ulaştı.

Bu değişimin devam etmesi hâlinde sağlık hizmetleri, emeklilik sistemi, iş gücü piyasası ve sosyal bakım politikalarında yeni düzenlemelere ihtiyaç duyulabileceği değerlendiriliyor.

Yeni aile ve nüfus politikaları uygulanıyor

Cevdet Yılmaz, 2026-2035 döneminin “Aile ve Nüfus On Yılı” olarak ilan edildiğini hatırlattı.

Nüfus Eylem Planı kapsamında çocuk sahibi ailelere yönelik ekonomik destekler, izin düzenlemeleri ve bakım hizmetlerinin yaygınlaştırılması gibi çalışmalar yürütülüyor.

Yılmaz’ın verdiği bilgilere göre analık izni doğum öncesinde 8, doğum sonrasında 16 hafta olmak üzere toplam 24 haftaya çıkarıldı. Çoğul gebeliklerde izin süresi 26 hafta olarak belirlendi. Babalara verilen mazeret izni ise bütün sektörlerde 10 güne yükseltildi.

Doğum veya evlat edinme sonrasında anne ve babalara, çocuk ilköğretime başlayana kadar haftalık 20 saat yarı zamanlı çalışma imkânı getirildiği belirtildi.

Tek seferlik doğum yardımı 5 bin TL’ye yükseltilirken ikinci çocuk için çocuk 5 yaşını dolduruncaya kadar aylık 1.500 TL, üçüncü ve sonraki çocuklar için aylık 5 bin TL ödeme uygulanmaya başlandı.

Çocuk bakım hizmetleri yaygınlaştırılacak

Nüfus Politikaları Kurulu toplantısının ana gündemlerinden biri erişilebilir çocuk bakım hizmetleri ile iş ve aile yaşamı arasındaki denge oldu.

Cevdet Yılmaz, 10 yaşından küçük çocuğu bulunan hanelerin yüzde 83,6’sının hane dışından bakım hizmeti almadığını söyledi.

Kamu kurumlarında çocuk bakımevi açılması için gereken asgari çocuk sayısının 50’den 30’a indirildiğini belirten Yılmaz, 7 gün 24 saat hizmet verebilecek bakımevlerinin açılmasının önünün açıldığını ifade etti.

Ayrıca 150 bağımsız bölümden büyük konut projelerinde 0-66 aylık çocuklara yönelik gündüz bakımevi alanı ayrılması zorunlu hâle getirildi.

Türkiye’de doğurganlık hızı kaç oldu?

Türkiye’de toplam doğurganlık hızı 2025 yılında 1,42 çocuk olarak açıklandı.

Bu oran, Cumhuriyet tarihinin kayda geçen en düşük seviyesi olarak değerlendiriliyor. Nüfusun uzun vadede kendisini yenileme seviyesi kabul edilen 2,1’in altında bulunan oran, Türkiye’nin demografik yapısındaki değişimin önümüzdeki yıllarda da önemli bir gündem maddesi olacağını gösteriyor.

Yorum Ekle

Türkiye’de Doğurganlık Hızı 1,42’ye Geriledi

Bu Yazıyı Paylaş