
Ömer Çelik, çerçeve yasanın kabul edilmesinin ardından Türkiye’nin süreçte üçüncü bir göze ihtiyaç duymadığını söyledi.
- 1. Ömer Çelik: Türkiye’nin Üçüncü Göze İhtiyacı Yoktur
- 1.1. Ömer Çelik üçüncü göz açıklamasında ne söyledi?
- 1.2. “Konu Türkler ile Kürtler arasında bir mesele değildir”
- 1.3. Çerçeve yasa 467 kabul oyuyla Meclis’ten geçti
- 1.4. Çerçeve yasanın amacı nedir?
- 1.5. “Türkiye modeli” vurgusu
- 1.6. Süreç bundan sonra nasıl ilerleyecek?
Ömer Çelik: Türkiye’nin Üçüncü Göze İhtiyacı Yoktur
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “Terörsüz Türkiye” süreci kapsamında hazırlanan çerçeve yasanın TBMM Genel Kurulunda kabul edilmesinin ardından açıklamalarda bulundu.
Meclisteki oylamayı ve sürecin bundan sonraki aşamalarını değerlendiren Çelik, Türkiye’nin dışarıdan bir gözlemciye veya arabulucuya ihtiyaç duymadığını söyledi.
Ömer Çelik üçüncü göz açıklamasında ne söyledi?
Ömer Çelik, farklı ülkelerde yaşanan etnik, dinî ve mezhepsel çatışmaların çözümünde zaman zaman “üçüncü göz” olarak adlandırılan mekanizmalardan yararlanıldığını belirtti.
Bazı uluslararası kurum ve kişilerin Türkiye’de yürütülen sürece dâhil olma yönünde girişimlerde bulunduğunu anlatan Çelik, bu tekliflere karşı çıktıklarını ifade etti.
Çelik, “Türkiye’nin üçüncü bir göze ihtiyacı yoktur. Türkiye’de bir tane göz vardır. O da millî bir gözdür. Bu da 86 milyonun ta kendisidir” dedi.
“Konu Türkler ile Kürtler arasında bir mesele değildir”
Türkiye’deki durumun başka ülkelerde yaşanan etnik veya mezhepsel çatışmalarla aynı şekilde değerlendirilemeyeceğini savunan Ömer Çelik, gündemdeki konunun PKK-KCK’nın tasfiyesi ve silah bırakması olduğunu söyledi.
Çelik, sürecin Türkler ile Kürtler arasında yaşanan bir anlaşmazlık biçiminde ele alınmasına karşı çıktı. Farklı etnik ve mezhepsel kesimlerin ortak vatandaşlık bilinciyle hareket ettiğini savundu.
Bu nedenle başka ülkelerde kullanılan çatışma çözümü modellerinin Türkiye’ye doğrudan uygulanamayacağını belirtti.
Çerçeve yasa 467 kabul oyuyla Meclis’ten geçti
Kamuoyunda “çerçeve yasa” olarak anılan Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi, TBMM Genel Kurulunda kabul edildi.
Ömer Çelik, düzenlemenin 467 kabul oyuyla Meclis’ten geçtiğini belirterek ortaya çıkan sonucu tarihî olarak nitelendirdi.
Kabul oylarının yalnızca sayısal bir çoğunluğu göstermediğini söyleyen Çelik, farklı toplumsal kesimleri temsil eden milletvekillerinin düzenlemeye destek vermesinin siyasi bir anlam taşıdığını ifade etti.
Çerçeve yasanın amacı nedir?
Düzenleme, PKK-KCK ve bağlantılı yapıların silah bırakması ile örgütsel varlıklarını sona erdirmesi sürecinde uygulanacak hukuki esasları belirlemeyi amaçlıyor.
Yasanın hükümlerinin uygulanabilmesi için silah bırakma ve örgütün tasfiyesine ilişkin durumun yetkili güvenlik kurumlarınca tespit edilmesi gerekiyor.
Sürecin izlenmesi ve kurumlar arasındaki koordinasyonun sağlanması amacıyla Meclis ve Cumhurbaşkanlığı bünyesinde ayrı mekanizmaların oluşturulması öngörülüyor.
Ömer Çelik, yasal zeminin geçmişteki girişimlerde eksik kalan önemli bir aşamayı tamamladığını savundu.
“Türkiye modeli” vurgusu
Ömer Çelik, yürütülen yöntemi “Türkiye modeli” olarak tanımladı. Sürecin başarıyla tamamlanması hâlinde bu modelin bölgedeki diğer ülkeler için de örnek olabileceğini söyledi.
Çelik’e göre sürecin toplumun gözü önünde, Meclisin iradesiyle ve şeffaf biçimde yürütülmesi dışarıdan bir gözlemciye duyulan ihtiyacı ortadan kaldırıyor.
Türkiye’nin kendi meselelerini kendi kurumları ve toplumsal iradesiyle çözebilecek kapasiteye sahip olduğunu belirten Çelik, “millî göz” ifadesiyle 86 milyon vatandaşın tamamını kastettiğini söyledi.
Süreç bundan sonra nasıl ilerleyecek?
Çerçeve yasanın kabul edilmesinin ardından sürecin uygulama aşamasına geçebilmesi için ilgili kurumların gerekli tespit ve değerlendirmeleri yapması bekleniyor.
Silah bırakma ve örgütsel tasfiyenin tespit edilmesinden sonra yasada belirtilen idari ve hukuki mekanizmalar devreye girecek.
Meclis bünyesinde oluşturulacak izleme mekanizması da gelişmeleri takip edecek. Sürecin takvimi, kurumların gerçekleştireceği tespitler ve alınacak kararlar doğrultusunda netleşecek.
Ömer Çelik ise bundan sonraki aşamada yapıcı eleştirilerin dikkate alınacağını, ancak yasada bulunmayan düzenlemeler üzerinden yapılan değerlendirmelerin gerçeği yansıtmadığını savundu.



